Çocuğumun İdrarında Kan Var: Ne Zaman Endişelenmeliyim?
Bir anne ya da baba için çocuğunun idrarında kan görmek oldukça kaygı verici bir durumdur. İdrarın pembe, kırmızı ya da çay renginde olması çoğu zaman ailede ciddi bir böbrek hastalığı olduğu düşüncesini uyandırır. Oysa çocuklarda idrarda kan görülmesinin çok farklı nedenleri vardır ve bunların önemli bir bölümü geçici ya da tedavi edilebilir durumlardır.
İdrarda kan bulunmasına hematüri adı verilir. Bazen kan çıplak gözle fark edilecek kadar belirgindir ve idrar pembe, kırmızı, kahverengi ya da çay renginde görülebilir. Buna makroskopik hematüri denir. Bazen ise idrarın rengi tamamen normaldir ve kan hücreleri yalnızca yapılan idrar tahlilinde saptanır. Bu durum mikroskopik hematüri olarak adlandırılır.
İdrarın kırmızı görünmesi ise her zaman kanama olduğu anlamına gelmez. Pancar gibi bazı yiyecekler, gıda boyaları ve bazı ilaçlar idrar rengini değiştirebilir. Bu nedenle renk değişikliği fark edildiğinde ilk yapılması gerekenlerden biri idrar tahliliyle gerçekten kan bulunup bulunmadığının gösterilmesidir.
Çocuklarda hematürinin tek bir nedeni yoktur. İdrar yolu enfeksiyonları, böbrek veya idrar yollarındaki taşlar, idrarla kalsiyum atılımının fazla olması, travma ve yoğun egzersiz gibi birçok durumda idrarda kan görülebilir. İdrar yolu enfeksiyonunda hematüriye ateş, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma veya karın ağrısı eşlik edebilir. Böbrek taşı veya kum varlığında ise karın, yan ya da bel ağrısı ön planda olabilir.
Bazı çocuklarda kanamanın kaynağı böbreğin süzme birimleri olan glomerüllerdir. Özellikle çay veya kola renginde idrar, göz çevresinde ya da bacaklarda şişlik, yüksek tansiyon veya idrar miktarında azalma ile birlikteyse böbreğin kendisinden kaynaklanan bir hastalık olasılığı açısından daha dikkatli değerlendirme gerekir.
Bununla birlikte, idrarda kan görülmesi her zaman böbreğin zarar gördüğü anlamına gelmez. Başka hiçbir yakınması olmayan bir çocukta tek bir idrar tahlilinde az miktarda kan saptanması, tek başına ciddi bir böbrek hastalığının göstergesi değildir. Burada önemli olan hematürinin tekrarlayıp tekrarlamadığı, devam edip etmediği ve başka bulguların eşlik edip etmediğidir.
Hematüri değerlendirilirken özellikle idrarda protein kaçağının bulunup bulunmadığı önem taşır. Kanla birlikte belirgin protein kaçağı, yüksek tansiyon, ödem veya böbrek fonksiyonlarında bozulma olması, böbreğin süzme birimlerini etkileyen bir hastalığı düşündürebilir. Böyle durumlarda çocuk nefrolojisi değerlendirmesi gerekebilir.
Aile öyküsü de değerlendirmede önemlidir. Ailede erken yaşta böbrek yetmezliği, tekrarlayan hematüri, işitme kaybı, böbrek taşı veya bilinen kalıtsal böbrek hastalığı varsa bu bilgi mutlaka hekime verilmelidir. Çünkü bazı kalıtsal böbrek hastalıklarının ilk bulgusu çocukluk döneminde yalnızca mikroskopik hematüri olabilir.
Doktorunuz, çocuğun öyküsü ve muayene bulgularına göre idrar tahlilinin tekrarlanmasını isteyebilir. İdrarda protein ve kalsiyum miktarı, böbrek fonksiyonları ve kan basıncı değerlendirilebilir. Gerektiğinde böbrek ve idrar yollarının ultrasonografisi yapılabilir. Ancak her hematürisi olan çocukta çok sayıda tetkik, bilgisayarlı tomografi veya böbrek biyopsisi yapılması gerekmez. Özellikle yalnızca mikroskopik hematürisi bulunan, kan basıncı ve böbrek fonksiyonları normal olan ve idrarında belirgin protein kaçağı bulunmayan çocuklarda belirli aralıklarla izlem yeterli olabilir.
Buna karşılık idrarda kan görülmesine idrar miktarında belirgin azalma, yüz veya bacaklarda şişlik, yüksek tansiyon, şiddetli karın ya da yan ağrısı, ateş veya genel durumda bozulma eşlik ediyorsa çocuk gecikmeden değerlendirilmelidir. Gözle görülebilen kanamanın tekrarlaması, hematürinin kontrollerde devam etmesi veya beraberinde protein kaçağının bulunması da ileri inceleme gerektirebilir.
İdrarda kan bir hastalık adı değil, farklı nedenlerle ortaya çıkabilen bir bulgudur. Çocuklarda hematüri her zaman ciddi bir böbrek hastalığı anlamına gelmez. Bununla birlikte tekrarlayan veya kalıcı hematürinin, özellikle protein kaçağı, yüksek tansiyon, ödem ya da böbrek fonksiyonlarında bozulma ile birlikte olduğunda göz ardı edilmemesi gerekir.
Bu nedenle en doğru yaklaşım, idrarda kan görüldüğünde paniğe kapılmak değil, bulguyu önemsemek, eşlik eden belirtileri gözlemlemek ve gerektiğinde uygun tıbbi değerlendirmeyi yaptırmaktır.